top of page

Kaçkar Zirve

İlk solo adımlarım. İlk evden ve konfor alanımdan uzak planlarım ve ilk yüksek rakımlara olan bakışım... Kaçkar benim için ilklere doğru açılan patikam...

2022...

2022 yılında Kaçkar'a ilk niyetlendiğimde henüz yolun çok başında bir deneyimdeydim. Solo hiçbir etkinliğim olmadığı gibi kamp yapmışlığım da çok azdı. Ama Barış Hoca ile başlayan trekking maceralarımda artık sınırları aşmanın vakti gelmişti. Açıkçası öyle hissediyordum.

 

Başlangıçta eksiklerim hem mental olarak hem de malzeme anlamında belli olduğu için oraları halletmeye başladım. Yaptığım alışveriş sonrası aldıklarım bile beni motive etmeye yetiyordu. Onları kullanacağım anları hayal etmek... Plan basitti: Giresun'a gittiğimde bir haftamı Artvin'e ayıracaktım. Gerekli tüm hazırlıklar ve planlar artık tamamdı. Bu hikâye 3 yıllık bir hikâye...

 

İlk olarak 2022 yılında Kaçkar'a niyetlendiğimde aklımda zirve, Büyük Deniz Gölü filan yoktu. Dilberdüzü'nde kamp yapacak, o muhteşem havayı, manzarayı soluyacaktım. İlerisi için hiçbir hedefim yoktu. Çantamı hazırladım, arabaya yüklendim ve yola çıktım... Planım o gece Olgunlar'a varmak orada uyumaktı. Sabah erken saatlerde de yürüyüşe başlayacaktım. Ama yola geç çıktığım için ve mecburi molalardan dolayı yolun büyük kısmında geceye kaldım. Üstelik ilk defa da tecrübe ettiğim bir yol ve yer yer özellikle İspir ve Yusufeli civarları çok tehlikeli yollardı. Zifiri karanlıkta yolculuk zorladı ve daha fazla devam edemedim. Yusufeli'nde -ki artık eski Yusufeli- otelde konaklamaya karar verdim. Almatur Otel. Ama çok iyi bir karar oldu. Güzel bir duş, güzel bir uyku ile toparlanmış olarak tekrar yola çıktım.

 

Saat 9 gibi Olgunlar'a vardığımda hiç oyalanmadan hemen hazırlandım ve yürüyüşe başladım. Yazımın başında dediğim gibi henüz çok tecrübesiz ve çok yolun başındaydım. GPS, Wikiloc, rota, rota yükleme, rota izleme diye bir şey bilmiyordum. Tek bildiğim nehri takip eden patikadan ilerlemek. Kamp alanı ne kadar mesafede, ne kadar sürer, tam olarak hangi yönde bilmiyordum. Ama işte buradaydım ve başlıyordum. 20 kg civarı -fazla fazla gereksizmiş- eşyalarımla artık yoldaydım. Düşüncem 1 saat hızlı tempo yürüyüş kısa mola ve sonra tekrar. Olası bir yağmura kalmadan kamp alanına varmak istiyordum. Yolumu sağlı solu harika manzaralar, nefis akarsu, harika kokular karşılıyordu. Gözümü kestirdiğim yerde bir kahve molası ve biraz drone macerası. Alabildiğim, yakalayabildiğim her anı yakalamak istiyordum. Yürüyüşüm her ne kadar keyifle başlasa da çantamın ağırlıktan dolayı verdiği rahatsızlık, kalan yolun/sürenin kestirilemeyişi mental açıdan beni aşağı çekiyordu. Yer yer iç sesimle mücadele ediyordum. Yukarıdan inen katırcılara soruyor bilgi almaya çalışıyordum. Artık çok yorulmuş ve sinirlerim de gerilmeye başlamıştı. Art arda 100 adım atamıyor mola vermek zorunda kalıyordum. En son şu aşamaya gelmiştim. Bir tepe, bir eşik vardı. Orayı aşacak orada da kamp alanını göremezsem artık orada bir yere kamp atacaktım. Ama şükürler olsun ki o son eşikmiş ve kamp alanı, o büyük çadır görünür görünmez tekrar canlandım, son bir enerji yüklemesi yaptım diyebilirim. 

 

Kamp alanına kadar olan yürüyüşüm benim için çok güçlü, sınırlarımı gösteren bir deneyim oldu. O yüzden bu anıyı uzun uzun anlatma gereği duydum -ki yine de bazı yerleri kendime sakladım-. Ruhen dinlendirdiği kadar yoran, sinirleri geren sonunda ise mutlu eden bir yürüyüş. Hemen çadırımı kurdum. İlk önce yemek sonrasında bir iki ağrı kesici, kas gevşetici almak ve kahve öncesi biraz kestirmek istiyordum. Yemek sonrası ilaçların da etkisiyle biraz daha dinlenmiş olarak kalktım ve bir kahve yapıp biraz kamp alanını gezmeye koyuldum. İçimde muhteşem bir çocuksu coşkuyla… Telefon çekmiyor, hiçbir yerde bir yerleşim yeri gözükmüyor ve alabildiğine bakir bir coğrafya. Sağlı sollu yönünü çevreleyen yüksek zirveler ile muhteşem Kaçkar… O an hissettiğim hazzın, başarma gururunun tarifi yok. Bu benim için çok kuvvetli, kestirilemeyen bir dönüşümdü.

 

Gece muhteşem yıldızlı gök ve harika bir uykudan sonra sabah uyanır uyanmaz kahvaltı ve dönüş hazırlığı. Evet ilk Kaçkar deneyimim bir gecelikti. Ama bana yeniden buralara gelme sözünü çoktan verdirmişti. Güzel bir kahvaltı, sıcak bir çay, dinlenmiş olarak çıkılan dönüş yolculuğu… Gün sonunda kendimi güzel bir yemekle ödüllendirdikten sonra nihayet evdeydim…

 

2. Kaçkar faaliyetimi uzun uzun anlatmayı düşünmüyorum. Zaten ilki bu konuda yeterli. Bunun önemli olan kısmı henüz bilinmeyen bir yolun, Zirve yolunun önünü açmasıydı. İkinci ziyaretim yine aslında Dilberdüzü’nde kamp atıp dönmeyi kapsıyordu. Ama ertesi sabah erken kalkıp yukarılara doğru yürüme isteği ve Büyük Deniz Gölü’ne vardığımda devam etme isteği bana Zirve’nin yolunu tamamen açtı diyebilirim. Artık eve döndüğümde Kaçkar Zirve’nin hayalini kuruyordum. 

Artık hem mental açıdan hem de deneyim açısından hazırdım. Bu süre zarfında kendimi hazırlamış 2025 yazını Zirve için ayırmıştım. Kuzenimle beraber çıkacağımız bu yolun tüm hazırlıkları tamamlanmıştı. Sabah 04.00 gibi yola çıktık. Kahvaltı, alışveriş, cuma namazı derken saat 15.00 gibi Olgunlar’dan yürüyüşe başladık. Yol boyunca Enes’le Zirve planımızı ve rotamızı gözden geçirdik. Tempolu bir yürüyüş sonrası artık kamp alanına gelmiştik. Çadırlarımızı kurduk ve yemek sonrası bir çay molası ile erkenden yatışa geçtik.

Hedef yine 04.00 gibi Zirve için yürüyüşe başlamaktı. Gece uyuyabildim mi? Emin değilim. Hem yorgunluk hem heyecan vardı. Yine de dinlenmiş olarak uyandım. Dışarıda diğer grupların sesleri de hafiften gelmeye başlamıştı. Hazırlandık. Kahvaltıda muzla birlikte yola çıkmaya hazırdık. İlk durak Büyük Deniz Gölü. Gün doğumunu orada, muhteşem bir manzarada karşıladık ki büyülenmemek elde değil. Muhteşemdi. Ufak bir moladan sonra yola devam ettik. Bu kez wikiloc ve kayıtlı rotamız vardı ama zaman zaman muhabbete dalarak rotadan çıktığımız anlar da oldu. Yine de rotayı bulmak zor olmadı.

 

Sırasıyla duraklarımız Büyük Deniz Gölü, Kapı, Balkon ve artık Zirve’ydi. İşaretlediğimiz eşikler bunlardı. Deniz Gölü’nden sonra benim için de yeni bir rota başlamış oldu. Tempomuz iyiydi ve kapıya geldiğimizde bizi artık son meydan okumamız Kaçkar Zirvesi karşıladı. Artık zorlu kısma gelmiştik. Kapıdan aşağı dik bir iniş sonrası ikinci molamızı verdik. Bu rotamızı gözden geçirme molasıydı. Bizim hemen önümüzde zirveyi daha önce birkaç kez görmüş bir ekip vardı ve onların hızına ve temposuna göre biz de kendi tempomuzu ayarlıyorduk. Artık zorlu ve tehlikeli parkura giriş yapmıştık. Zirveye doğru yükümüz de ağırlaşmaya başlamıştı. Yanımızda drone, powerbank gibi ağır malzemelerle çıkıyorduk. Rotayı kaçırdığımız yerde -balkon geçişi- dik bir kayayı tırmanmamız gerekiyordu. Kısa bir alpinizm deneyiminden sonra kayanın üstünde biraz soluklandık. Mental durumumuz hafif hafif değişiyordu. Dönüş yolu için iniş yerlerimizi de gözden geçirmeye başladık. Çünkü açıkçası izlediğimiz videolardaki gibi “görece kolay” bir rota değildi. Balkon kısmı mesela… Evet 3-4 adımlık bir geçiş ama gayet tehlikeli ve bizim olduğumuz gün çekilmiş olan ip tamamen görüntüden ibaretti. Herhangi bir güven vermiyordu.

 

Rotamıza tekrar girdikten sonra tırmanışımız devam ederken arazideki kayalık alanlar yer yer zorluyor yer yer de işaret babaları kafamızı karıştırıyordu. Evet kayıtlı rotamız vardı ama gözle görülür net bir patika olmadığı için sapmalar yaşıyorduk. Benim için en adrenalinli an çıkışta zirveye çıkan son eşik diyebilirim. Babaların işaret ettiği bir eşikti ama çok dar geçidi olan bir kayalıktı. Sırtımda çanta ile o dar kayalıktan geçmek çok çok zordu. Enes aşağıdan dolanmak için geri gitti ama ben bir kere o kayalığa gelmiştim ve dönebilme imkanım da dar bir yer olduğu için kalmamıştı. Kayanın ardı artık zirveye doğru düz bir patika ama kayanın üzerinden atlamak gerçekten korkutuyordu. Ve yine hayatımda iz bırakacak eşiklerden, sınırları, uçları keşfedeceğim anlardan biri oldu ve ben kendimi de aşıp o kayanın üzerinden atlayarak patikalık son kısma geldim. Gerçekten müthiş bir andı benim için. Karşılaştığım manzara da bir o kadar muhteşemdi. Kuzey yamacı ve bulut denizi alabildiğine karşımdaydı. Ne muhteşem manzara ama… 

 

Ve nihayet artık zirvedeydim. Başarmıştım! Muazzam bir manzara. Uçsuz bucaksız dağlık arazi ve nefis bulut denizi… Her şeyi ile büyüleyici bir manzara… Bu an çok ama çok özeldi. Kendim için çok özel… Enes de geldikten sonra fotoğraflar çekildi, drone uçuruldu ve biraz dinlenme moduna geçildi. Zirve kalabalıklaşıyor yavaştan inişe geçmemiz gerekiyordu. 

 

İniş nispeten kolay olur diyorduk ama öyle olmadı. Daha inişin ilk başında rotadan çıkmamız bizi uçurumun eşiğine kadar getirdi. Burada bizi yanıltan önden inen yabancı biri oldu. İletişimde yaşanılan anlaşmazlık… Sağdan devam etmemiz gerekirken soldan iniş yapmaya başlamak bizi bir anlamda çıkmaza götürüyordu. Rota sağda kalmış ve artık aramızda bir çarşak yatağı vardı. İşte ikinci yüksek adrenalinli an da burada oldu. Çarşak yatağından rotaya doğru geçerken üzerine çıktığım kaya hafif oynamaya başladı. Büyük bir kayaydı ama zemin dengesizdi. Karşıya yavaştan geçmek yerine atlamam gerekiyordu. Enes yukarıdan dönecekti ben yine kısaltmak istedim. Şu an için bile hatalı karardı diyebilirim. Neyse… Derin derin nefes almalar, zihni sakinleştirmeler derken bir sıçrayışta karşı kısma atladım. Burada tehlikeli durumu şöyle anlatayım, bu kısım uçuruma giden bir çarşak yatağıydı. Hani uçuruma kadar gitmezdi ama ciddi yaralanmalara sebep verecek kadar yuvarlanabilirdim. Net bir durum vardı: Rotaya sadık kal! Plana sadık kal! Şükür burayı da atlattıktan sonra artık balkon, kapı derken Büyük Deniz Gölü’nde ayaklarımızı suya sokup bir nevi şoklama ile biraz dinlendik. Sonrasında ise artık kamp alanındaydık. Başarmıştım! Başarmıştık!

 

Keyifli bir yemek molası, gün sonu raporları, muhabbet ve çay bizi bekliyordu. Çayları da içtikten sonra artık dinlenmeye geçtik. Çok yorulmuştuk. Ertesi sabah erken kalkıp kahvaltımızı yaptık. Toparlandıktan sonra yavaştan inişe geçtik. 2 saat sürmeden arabanın yanına varmıştık. Yorgun ama keyifli dönüş yolculuğumuz sonrası artık evdeydim. Sıcak bir duş, sıcak bir kahve ve geriye kalan tüm keyifli anlarla artık evimdeydim…

Merhaba!

© 2035 by nfaland. Powered and secured by Wix 

bottom of page